Wellness, kişinin fiziksel, zihinsel, duygusal, sosyal, ruhsal ve çevresel sağlığını bütüncül bir yaklaşımla ele alan, yaşam kalitesini artırmaya yönelik bir sağlık felsefesidir. “Wellness,” İngilizce “well-being” yani “iyi olma” kavramından türemiştir ve bireyin tüm yönleriyle iyi hissetmesini, dolayısıyla sağlıklı ve dengeli bir yaşam sürdürmesini amaçlar. Bu yaklaşım, sağlığın yalnızca hastalıklardan korunmak değil, aynı zamanda günlük yaşamda daha iyi bir varoluş sağlamak olduğunu vurgular…
Mutluluk en karanlık zamanlarda bile bulunabilir, sadece ışıkları yakmayı unutma! Albus Dumbledore “Florebo Quocumque Ferar” (Taşındığım her yerde çiçek açacağım) sözü, yalnızca hayatın zorluklarına karşı gösterilen bir direncin değil, insan ruhunun en derinlerinde yatan yeniden doğma ve dönüşme gücünün felsefi bir ifadesidir. Bu Latince söz, tıpkı bataklıkta açan lotus çiçeği gibi, hayatın en karanlık, en …
Helena Petrovna Blavatsky’nin Sessizliğin Sesi adlı eseri, insan ruhunun derinliklerine doğru bir keşif yolculuğudur. Blavatsky, Theosophical Society’nin kurucusu olarak Batı dünyasına doğu mistisizmi ve ezoterik öğretileri tanıtan önemli bir figürdür. Bu kitap, onun ruhsal bilgeliğini ve kadim öğretilerini sembolik bir anlatımla okurlarına sunar. Blavatsky, sessizliği yalnızca dış dünyanın gürültüsünden uzaklaşma olarak değil, insanın evrensel bilinçle derin bir bağ kurmasına olanak tanıyan bir içsel disiplin olarak görür. Sessizliğin Sesi, bireyin içsel huzurunu bulması, yaşamın anlamını kavraması ve evrenle bir bütün haline gelmesi için rehber niteliğindedir…
“Mutluluk sadece anlık hazlar değil; aynı zamanda anlamlı bir yaşam sürmek, başkalarına katkıda bulunmak ve kendinizi daha büyük bir şeyin parçası olarak hissetmektir.” martin seligman Pozitif psikoloji, hayatın zorluklarına ve sorunlarına saplanıp kalmak yerine, insanların güçlü yanlarını keşfetmeye, mutluluğu artırmaya ve yaşamlarına anlam katmaya odaklanan bir psikoloji dalıdır. Bu yaklaşımın öncüsü, 20. yüzyılın sonlarında psikolog …
Yaşam çiçeği, evrenin sırlarını ve yaşamın özünü içinde barındıran kadim bir semboldür. Her bir dairesi, sonsuzluğa açılan bir kapı gibi, bize varoluşun derin yapısını ve evrendeki kusursuz düzeni fısıldar. Bu sembole baktığında, sadece geometrik bir şekil değil, evrenin gizli matematiğiyle örülmüş bir hayat dersini görürüz. Yaşam çiçeği, hayatın karmaşasında kaybolduğumuz anlarda, aslında her şeyin birbirine nasıl bağlı olduğunu hatırlatır; kaosun içinde bile bir düzenin var olduğunu gösterir…
Sonbahar, doğanın en büyüleyici dönüşümlerinden birini yaşadığı ve ruhun derinliklerine dokunan bir mevsimdir. Yaprakların sarı, turuncu ve kırmızı tonlarına bürünmesi, her bir rüzgar estiğinde hafif bir hüzünle birlikte ruhumuza işleyen bir melankoli yaratır. Bu dönem, sadece dışarıda değil, içsel dünyamızda da bir yenilenme ve sorgulama zamanıdır. Gün doğumları daha serin, akşamlar daha uzundur; bu da düşüncelere ve duygulara daha fazla yer açar. İşte bu dönemde, kalplerimizi ve zihinlerimizi sarıp sarmalayan filmler, içsel yolculuklarımızda bize eşlik eder…
Kainatın bilinmez derinliklerinden gelen soruların en ısrarcı olanı belki de şudur: İnsan gerçekten özgür mü, yoksa önceden belirlenmiş bir kaderin çizgilerinde mi yürür? Yüzyıllardır filozoflar, düşünürler ve hatta sanatçılar bu sorunun peşinden gitmiş, insanın özgürlüğünü aramışlardır.
Özgür irade mi insanı belirler, yoksa determinizm mi ipleri elinde tutar?
Hayatın koşturmacası, günlük stresler ve sürekli aynı rutin içinde sıkışıp kaldığımız anlar… Tüm bunlar bazen bizi yorgun ve motivasyonsuz hissettirebilir. Böyle anlarda beynimizin en büyük yardımcılarından biri olan dopamin devreye girer. Dopamin, beynimizdeki ödül ve motivasyon sistemini yöneten, aynı zamanda mutluluğumuzu, odaklanmamızı ve enerjimizi düzenleyen bir nörotransmitterdir. Kısacası, bizi harekete geçiren ve yaptığımız işten keyif almamızı sağlayan bir tür “mutluluk kimyasalı”dır. Dopamin seviyelerimiz yeterli olduğunda, kendimizi daha motive, enerjik ve hayata karşı istekli hissederiz. Ancak düşük dopamin seviyeleri, depresyon, halsizlik ve ilgi kaybı gibi olumsuz sonuçlara neden olabilir.
Pekiii, bu önemli nörotransmitteri nasıl sağlıklı bir şekilde artırabiliriz?
“Yüzmek, sadece kasları güçlendirmekle kalmaz; aynı zamanda zihinsel sağlığı da iyileştirir.” Yüzme, birçok insan için yalnızca bir spor dalı değil; aynı zamanda zihin ve ruh sağlığı için bir terapi alanıdır. Su, huzur veren bir element olarak bizleri sararken, yüzme deneyimi, bedenimizi ve zihnimizi bir araya getirir. Her bir kulaç, suyla buluştuğumuzda hissettiğimiz özgürlük duygusunu artırırken, …